İcra takibi, alacağın tahsilinde en doğrudan yoldur. Buna karşılık borçlu bakımından da etkili savunma imkânları öngörülmüştür. Ancak bu imkânların tamamı çok kısa sürelere bağlanmıştır; sürenin kaçırılması takibin kesinleşmesi sonucunu doğurur.
Ödeme Emrine İtiraz Süresi
Süre, takibin türüne göre değişir ve tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar:
- İlamsız takip: ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edilir.
- Kambiyo senetlerine mahsus takip (çek, bono, poliçe): beş gün içinde icra mahkemesine itiraz edilir. Bu takipte itiraz kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz.
- İlamlı takip: mahkeme kararına dayandığından ödeme emrine itiraz yolu bulunmaz; ancak icranın geri bırakılması talep edilebilir.
İtirazın Kapsamı
İlamsız takipte borçlu iki farklı yönden itiraz edebilir:
- Borca itiraz: borcun hiç doğmadığı, ödendiği, zamanaşımına uğradığı veya miktarının hatalı olduğu ileri sürülür.
- İmzaya itiraz: takip dayanağı adi senetteki imzanın borçluya ait olmadığı iddia edilir. İmza itirazının ayrıca ve açıkça belirtilmesi zorunludur; aksi hâlde imza ikrar edilmiş sayılır.
Borcun bir kısmına itiraz ediliyorsa, itiraz edilmeyen kısmın açıkça gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde itiraz yapılmamış sayılabilir.
İtirazın Sonucu
İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Bu aşamadan sonra takibe devam edebilmek için inisiyatif alacaklıya geçer.
Alacaklının İki Yolu
İtirazın kaldırılması (İİK m.68): Alacak, imzası ikrar edilmiş adi senet veya noterlikçe onaylanmış belge gibi kanunda sayılan belgelerden birine dayanıyorsa, icra mahkemesinde bu yola başvurulur. Yargılama basit usulde ve dar bir inceleme ile yürütülür; bu nedenle belge şartını taşıyan alacaklar için daha hızlıdır.
İtirazın iptali (İİK m.67): Elde bu nitelikte bir belge yoksa, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açılır. Bu dava, alacağın esasının tümüyle incelendiği bir eda davasıdır.
İcra İnkâr Tazminatı
İtirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, alacaklının talebi üzerine borçlu aleyhine hükmolunan tutarın en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına hükmedilir. Buna karşılık davanın reddi hâlinde, aynı oranda kötü niyet tazminatı alacaklı aleyhine doğabilir. Bu simetrik risk, her iki taraf için de dava açmadan önce dosyanın dikkatle değerlendirilmesini gerektirir.
Menfi Tespit Davası
Borçlu, itiraz süresini kaçırmış olsa dahi borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir (İİK m.72). Takipten önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılması hâlinde ise takip kural olarak durmaz; bu durumda borç ödenerek istirdat davası yoluna gidilmesi gündeme gelir.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilmektedir. Somut uyuşmazlığınıza ilişkin karar vermeden önce mutlaka bir avukata başvurunuz.